Bager Akbay: Mühendisler yapay zekâ’da sahaya çıkmalı

Algılama, öğrenme, düşünme, değerlendirme,  çıkarım, karar verme,  iletişim kurma  gibi insana özgü bilişsel işlevlerin yanı sıra otonom davranış örüntüleri de geliştirebilen bir işletim sistemi olan yapay zeka alanında neler oluyor?  Mühendisler arasında yaygın bir tartışma konusu haline gelen Yapay zekâ’yı, son dönemde Opus Noesis Eğitim ve Danışmanlık’ta yaptığı yapay zeka, sanatsal üretim ve müelliflik konulu sunumlarıyla dikkat çeken Bager Akbay’la konuştuk.  

Bager Akbay’ı daha yakından tanıyabilir miyiz?

Ben İstanbul’da okudum Fen ve Matematik ağırlıklı bir eğitimin ardından tasarıma ve ardından sanata yöneldim. Yaklaşık 10 yıldır tasarım ağırlıklı olarak üniversitelerde dersler, eğitimler veriyorum. Bir atölyem var orada çeşitli projeler yürütüyorum, sanat çalışmaları yapıyorum. Çocuklarla eğitim, eğitim-teknoloji ve sanat odaklı atölyeler yürütüyorum. Daha çok keyif aldığım projeler yürütmeye çalışıyorum. Opus Noesis’te yaptığımız sunumlar da sanat ve yapay zeka ilişkisini katılımcıların soruları eşliğinde ele alan keyifli çalışmalar oluyor.

Son yıllarda Yapay Zeka, Karanlık Fabrikalar, Endüstri 4.0 ve çeşitli robotik teknolojilerin yaygınlaşması gibi bir dizi gelişme ve tartışma yaşanıyor.  Bu kavram karmaşası içinde “yapay zeka” neyi ifade ediyor?

Şu an yapay zekanın high olduğu, yeniden popüler olduğu bir döneme girdik aslına bakarsanız. Bu durum ilk  kez yaşanmıyor. Daha önce de yapay zekanın sıcak ya da soğuk olduğu dönemler oldu. Şu an da sıcak bir dönemdeyiz. Mühendislik açısından çeşitli buluşlar var. Deep Learning’in gelişmesi, networklerin yaygınlaşması gibi  durumlar yapay zeka tartışmasını canı tutuyor. Bu gelişmelerin insanlarla daha çok etkileşime geçebilen yapay zeka uygulamaları olması sonucunda bizler de tepki ve ilgi görüyoruz. Öte yandan yapay zekanın gerçekleşmesine, gerçek bir yapay zekayla karşılaşmaya çok yaklaştığımıza inanan birçok kişi de var. Ama ben geçek bir yapay zekayla karşılaşmak açısından henüz daha çok zamanımız olduğunu düşünüyorum açıkçası. Belki de ömrümüz dahilinde görürüz. Ama mühendislik açısından çok güzel buluşlar var ve birçok sanat çalışması bu alanın olası etkilerini görmemizi sağlıyor. Bu açıdan gelişmeler çok keyifli, yapay zekayı anlamamızı ve içselleştirmemizi sağlıyor.

Sizin için “Yapay Zeka” tam olarak nedir, gelecekte bizleri neler bekliyor?

Benim için çok spekülatf bir soru bu. Ben yapay zeka’daki gelişmeler tartışılmaya başlandığında şunu tercih ediyorum genelde. Distopik ya da ütopik durumlarla çok ilgilenmiyorum. Ben daha çok yapay zekanın gerçekten nasıl olabileceğini düşünmeye çalışıyorum. Yani biz genelde yapay zeka denildiğinden bizden daha zeki “super intelligent” bir şeyden bahsediyorsak, onun gerçekleşmesi durumunda bizimle nasıl ilişki içinde olabileceğini hiç anlayamıyorum. Zaten neden ilişkisi olsun, insan o kadar önemli bir canlı olamaz evrende. Sözedildiği türden zeki  bir yaratığın  da dünyadan çekip gideceğini düşünüyorum. “Super intelligent” bir yapay zeka dünyada ne yapar, bizimle nasıl ilişkisi olur, ‘bize zarar verir mi’ gibi sorular ve teorilerle çok ilgilenmiyorum. Bunlar elbette mümkün olasılıklar var ama çok mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Gerçek bir yapay zekanın bizimle ilgili olacağını da düşünmüyorum,  bunu başarsak bile. Ama dünyanın gelişmesinden şöyle bir sorun var. Bir yandan insanlık gelişirken ve yayılırken, hani yayılmacıyız ya, savaşı ve iktidarı seviyoruz ya insanlık olarak, bu süreç geliştikçe kendimizi yoketme olasılığımız da artıyor.  Mesela bundan 10 bin yıl önce insanlığın dünyaya dağıldığını düşünelim. Bir insanın  ya da bir kaç insanın bütün insanlığı yoketmesi imkansız. Ama şu anda dünyayla sınırlı kalmış durumdayız ve bir ya da birkaç insanın dünyayı yoketme olasılığı artıor. Dolayısıyla yapay zekanın bu tarz sıkışma problemleri var.

Son olarak geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen EEMKON konferanslarında sunumu yapılan IBM’in Watson adlı yapay zeka uygulaması Türkiye’de de çokça ses getirdi. Sizce bugün Türkiye endüstride ve sanat dünyasındaki yapay zeka uygulamaları açısından nerede bulunuyor?

Açıkçası IBM’in Watson projesi gibi kapalı kaynak kodu olan yazılımlarda ne olduundan biraz endişeliyim ben. Kapalı kodlu oldukları için e olduğunu anlayamıyoruz. Bu nedenle Watson’un nasıl çalıştığını, nasıl ilerlediğini bilmiyorum. Bize gösterdikleri uygulamaların da nasıl çalıştığını bilmiyorum. IBM’e karşı belki de eski vakalarından dolayı biraz önyargılıyım ve o nedenle çok ilgimi çeken bir proje değil açıkçası.

Yazılım ve sanayi dünyasında “müelliflik’ ve yapay zeka kavramları çokça tartışılıyor. Yapay zekanın mülkiyeti, kullanım hakları vb. önemli sorun alanlarından biri olacak gibi görünüyor. Siz Atölyelerinizde işlediğiniz konulardan biri olan yapay zeka ve müelliflik konusuna hangi açıdan yaklaşıyorsunuz?

Yapay zekada müelliflik alanı çok önemli. Sanat ve kültür alanında olduğu gibi  sanayide ve kültür alanında da önemli. Örneğin SONY’nin bir yapay zeka tarafından hazırlanan müziği piyasaya sürmesi bu alanda önemli bir örnek. Hatta şöyle bir örnek vereyim müzik üzerine. Emin olun bugün “Müziğin Facebook”u nasıl olur diye düşünen müzik şirketleri var. Çünkü Facebook’ta ne oluyor mesela? İşte bizler, içerik üretiyoruz ve paylaşıyoruz. Facebook hiç bir içerik üremiyor ama onun platformunda bu içerikler yanyana geliyor . Şöyle düşünelim insanların nasıl müzikler sevdiklerine dair inanılmaz verimiz olduğunu düşünelim. Hatta bunların nasıl değiştiğini de bilelim. Yani insanlara ne önerebileceğimizi bilelim. Dolayısıyla müziğin konumunu ve vektörünü bilelim. Buna bağlı olarak tahmini olasılık setlerini de bilelim. Bu bilgilerle birlikte müzikleri yapay ortamda üretebilecek, insan sesini ve bütün enstürümanları ve müzik türlerini üretebilecek sistemlerimiz olduğunu düşünelim. Yani dünyadaki en muhteşem müzik deneyimi nasıl olabilirdi mesela. İşte benim yanımda, atıyorum 10 kişilik dünyanın en iyi müzisyen ekibi geziniyor olsa, her yerde bulunduğum ana özel müzik yapıyor olsa, hatta arkadalarımla berabersem onları da algılayarak onlara da özel bir müzik üretilse… İşte yapay zeka buralara doğru gidebilir. Ve insanın müzik üretmesinden öte, gerçekten bir sistem bana o anda dinlemek istediğim müziği bulup dinletebilir. O anda istediğim tempo ayarlarını da bulup üretebilir. O yüzde bunlar çok ilginç durumlar. Bunlar endüstrinin ve sanatın değişmesini sağlayacak şeyler. Burada müellif kim oluyor, bütünüyle tartışmamız gereken bir alan açılıor önümüzde. Mesela şu anda Instagram’da bir sürü insan inanılmaz güzel fotoğraflar paylaşıyor değil mi? Bu fotoğrafların müelliflerinin de o insanlar olduğunu düşünüyoruz. Halbuki fotoğrafları çeken  kameraların optiklerindeki lenslerin buluşlarını yapan bilim insanları, yazılımları üreten yazılımcılar, kameraları tasarlayan insanların ürünlerini paylaşıyoruz aslında. Biz ise onları gözardı edip fotoğrafı çeken kişinin sanatçı olduğunu düşünüyoruz. Ama bana sorarsanız, Instagram’daki fotoğraflardan çok instagramın kendisi ya da o fotoğraf makinesinin kendisi bir sanat eseri gibi geliyor bana.

O makineleri yaratan elektrik ve elektronik alanında çalışan profesyonellere, mühendislere ve geleceğin mühendis adayı öğrencilere ne gibi önerileriniz olabilir? 

Mühendislere önereceğim şey gerçekten ilgilendikleri alanda internetten kendilerini beslesinler. Elbette hayallerle değil gerçeklerle, pratik örneklerle beslesinler. Dersler alsınlar, internetten uygulasınlar, projeler yapsınlar, yarattıklarıyla sahaya çıksınlar. Üretim alanını anlamaya çalışsınlar. Mühenislik fakülteleri 20. yüzyıldaki gibi fabrika çarkı yetiştirmiyor artık. Ya da yetiştirmiyor olmalı artık. Mühendislerin kendi projelerini geliştirmeleri ve uygulamayı aramaları çok daha mühim ve mümkün durumda. Artık yazılımda işler değişti, üretimde işler değişti. Bugün ortaokul öğrencileri elektronik mühendislerinden daha ciddi projeler yapabiliyorlar. O yüzden mühendisler kendilerini bir silkeleyip alanda neler var, pratik alet edavatlar, yazılımlar bunları öğrenip sahaya çıkmalı.

 

Bager Akbay 1976, İstanbul doğumlu Bager Akbay, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İletişim Tasarımı ve Linz Sanat Üniversitesi’nde Interface Cultures eğitimi aldı. Bager, İstanbul, Kara Tiyatro’da aktör ve kuklacı olarak yaptığı çalışmaların ardından 10 yıldır kendi alanında çeşitli üniversitelerde ders vermekte; yaşamını sanat ve bilim arasında deneyselci bir şekilde sürdürmektedir. Şu anda çeşitli üniversitelerde dersler vermekte, tasarım sektöründeki firmalara danışmanlık yapmakta ve İskele47 adlı atölyede sanat çalışmaları yapmaktadır.

Bager Akbay’ın OpusNoesis sunumları için www.opusnoesis.com.tr

Check Also

Ankara Mektubu: Enerji sektöründe önemli olan…

Tuncay Derman İnternet Enerji Platformu’nda geçen ay (Ocak 2018) izlediğim ülkemiz Enerji Sektörü’ne ilişkin bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir